Anasayfa > Faydalı Bilgiler

Faydalı Bilgiler



Bel Sağlığı için Yatak Seçimi ve Uygun Yatış Pozisyonları

  • Yaşamımızın yaklaşık üçte biri yatakta geçer. Sadece bu bile yatak konforunun önemini vurgulamak açısından yeterlidir. Son yıllarda endüstrinin bu alana yönelmesiyle beraber bel sağlığına uygun yataklar üretilmeye başlanmıştır. Omurga sağlığı açısından en uygun yatış pozisyonu; omurga ve disklerin üzerine en az yükün bindiği pozisyondur. Çok yumuşak, esnek veya sert yataklar, uzun süreli (gece boyunca) yatma sonucu omurgamızı zorlarlar. Çünkü bu iki koşulda da omurga en az zorlandığı orta duruş pozisyonunu koruyamaz. Sert veya çok yumuşak yatakta, yatak omurgaya değil omurga yatağa uyum sağlamak zorundadır. Bu nedenle doğal eğrilikler artmış ya da tamamen kaybolmuştur. Her iki durumda da bağlar aşırı derecede gerilir, sinirlerin çıktıkları delikler daralır, diskin bir bölgesi üzerine aşırı yük biner.
    Omurgamız için ideal yatak, doğal eğriliklerin korunmasını sağlayan, buna karşın eğriliklerin artma ve azalmasına yol açmayacak yataktır.
    Uygun bir yatakta, omurga doğal eğriliklerini koruduğundan; disk, bağ, sinir gibi oluşumların zorlanması en aza iner. Sonuçta bu oluşumlardan kaynaklanan ağrıların ortaya çıkmasını engeller.
    Her ne kadar uygun yatak konusunda kesin bir öneri yoksa da yine bazı ölçüler kullanılabilir. Her “ortopedik” adı verilen yatağın her bel hastasına uygun olduğu söylenemez. İlk alındığında iyi gelen bir yatağın bu niteliğini ne kadar bir süre sürdüreceği de önemlidir.
    Ortopedik Yatak: Genel olarak altında enine esnek latalardan oluşmuş tahta ızgara yerleşmiş olan bir pamuk yataktır. Teknik olarak özel üretim yaylar, süngerler ve metal alaşımlar kullanılarak iyi sonuçlar alınabilmektedir. yatağın boyutları da rahat bir uyku açısından önemlidir. İdeal yatak boyu yatan kişinin boyundan 20cm fazla, eni ise en az 95cm olmalıdır. İki kişilik yataklarda eşlerin ikisine de aynı yatağın uygun olması her zaman mümkün olmayacağından, ayrı yatak ve ızgaraların kullanılacağı bir düzenek önerilir.
    Yerde yatma, sert tahta zeminde yatma gibi bazı önyargılar ile hastalar kendilerine işkence ederler. Oysa çok sert zemin ya da yerde yatma her kalkışta omurgayı zorlayıp, bel ağrılarını daha da arttırır.
    Omurga için ideal yatış pozisyonları, sırtüstü ya da yan yatıştır. Yüzüstü yatma, bel çukurluğunun aşırı derecede artmasına yol açar. Bu nedenle önerilmeyen bir pozisyondur.
    Yatarken bacakların kalça ve dizlerden karına doğru bükülmesi, bel açısını daha da azaltıp rahatlamayı sağlayan bir durumdur. Dizlerin altına konacak rulo şeklinde bir yastık bunu sağlar. Ancak bu tür bir desteğin uzun süreli kullanımı diz arkasındaki kasların kısalmasına yol açar. Bu da dik duruşu bozarak yine bel ağrısına neden olur. Bu nedenle bu tür bir destek zorunlu durumlarda ve kısa süre kullanılmalıdır.
    Yan yatarken hastanın iki bacağı arasına konacak yastık da omurga için yararlıdır ayrıca yine yan yatarken bel oyuntusunun bir yastıkla doldurulması yararlı olabilir.
    Her ne kadar hastanın yakınmaları belinde ise de boyun omurgasının pozisyonu çok önemlidir. Zira omurga bir bütündür. Omurga çevresi kasları bir hasır örgüsü gibi birbirine geçmişlerdir, hastanın bir omurga bölgesindeki sorunları diğer bölgelere de yansır. Bu nedenle bel hastası yatarke boyun pozisyonuna da dikkat etmelidir. Özellikle yan yatışta başın yana düşmemesi, sırt üstü yatışta da arkaya sarkmamasıdır. “Alçak yastık iyidir” gibi peşin yargı her koşulda geçerli değildir. Prensip; boynun da belde olduğu gibi omurganın nötral adını verdiğimiz orta pozisyonda desteklenmesidir. Bunun için kullanılan asıl yatak dışında ikinci bir yastık faydalı olur. Bu yastık ense ve bonu destekleyerek başın yana veya arkaya düşmesini engeller. Bunun için ince bir rulo veya küçük bir bebek yastığı kullanılabilir. Bu amaca yönelik hazır veya havalı yastıklar bulunmaktadır.
    Yataktan Kalkma: Ani bel tutulmaları çoğunlukla uzun süreli hareketsizlikten sonra meydana gelir. Aynı durum spor yaralanmalarında da söz konusudur ve yeterince ısınmamış kaslarla açıklanır. Uzun süreli istirahat sonrası gevşemiş kaslar, ani hareketler karşısında yeterli hızda reaksiyon veremediklerinden eklem ve omurgayı koruyamazlar. sonuç ise tutulmalar, incinmeler ve ağrıdır.
    Bel ağrısı çeken hasta sabah ağrıları ile uyandığından bu durumu engellemek için yataktan kalkarken, uzun süreli hareketsizliğin yol açtığı kassal hazırlıksızlığı gidermek için kasları ısıtmak gerekir. Bunun için de en basit ve doğal yöntem yeterince gerinmek ve yatakta basit birkaç egzersiz yapmaktır.
    Sırtüstü yatn bir kişi ani olarak omurgasını doğrultarak kalkmamalıdır. Önce yan dönmeli sonra bacaklarını aşağıya sarkıtmalı, kolunu yana uzatıp yatağa dayanmalı ve gövdesini doğrıltmalıdır. Daha sonra ayaklar yere bastıktan sonra bir süre bu pozisyonda kalınmalıdır. Bu kalkış tarzı düşük tansiyonlu hastalar için de önerilen bir pozisyondur.

Sayfa Başı



Osteoporozda Egzersiz

  • Kemiklerinizin Güçlendirilmesinde Egzersizin Önemi!

    Düzeni egzersiz, dayanıklılığı arttırıcı etkisiyle, osteoporozu önlemede çok önemlidir. Kemikleriniz uygulanan mekanik basınca karşı çok duyarlıdır. Dolayısıyla yük altındaki kemikler daha çok kalınlaşır ve güçlenir. Bu nedenle, vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler kemiklerin üzerinde basınç yaratarak kemik yapımını artırdığı gibi, kas gücünü de arttırır.
    Hareketsizlik (Örn: Alçıda veya yatalak olmak) kemiklerin zayıflamasına neden olur.
    Yerçekiminin ve kemiklerin üzerindeki ağırlığın yok olduğu uzayda yaşayan astronotların hızlı bir kemik kaybına uğradıkları gösterilmiştir.
    Kemikler üzerindeki bu değişiklikler düzelebilir. Düzenli bir egzersiz uygulamasına başlamak, kemiklerin tekrar güçlenmesine ve osteoporoz riskinin azalmasına yardımcı olabilir.
    Menopozdaki bir grup kadına bir yıl süreyle haftada üç kez egzersiz yaptırılmıştır. Bu egzersiz rejimi, 5-10 dakikalık esnemeyi takiben 30 dakikalık yürüme, hafif koşu veya dans figürlerinden oluşmuş; sonuçta egzersiz yapan kadınların kemiklerinin egzersiz yapmayan kadınlara göre daha güçlü olduğu saptanmıştır.

    Egzersiz Kemiği Nasıl Geliştirir?
    Kemikler, ince doku lifleriyle birbirine bağlanan bir hücre ağı içerir. Kemik ağırlığa maruz kaldığında, bu lifler gerilir, çekilir, basılır ve bükülür. Bu, kemik dokusunda yeni kemik oluşumunu uyaran bir sinyal işlevi görür. Böylece, kemiğin en fazla ağırlık altında olduğu noktalarda kemik kütlesi artar.
    -Yeni kemiğin oluşma oranı, kemiğin maruz kaldığı gücün büyüklüğüne ve hızına bağlı olarak değişir. Bu güç ne kadar büyük uygulanırsa, yeni kemiğin oluşma oranı da o kadar artar, (Ancak, bu güç çok fazla olursa, kemik kırılır.)
    -Egzersiz aynı zamanda kan dolaşımını da uyarır. Bu sayede kemiklerinize oksijen
    ve kalsiyum gibi besin maddeleri daha fazla ulaşır.
    -Yapılan araştırmalar, egzersizin menopoz öncesi ve menopoz sonrası kadınlarda kemiğin dayanıklılığını arttırdığını göstermiştir.
    -Düzenli egzersiz kasları güçlendirerek, dayanıklılık, elastikiyet ve denge yeteneğini
    arttırır. Sonuçta, yaşlıların düşme olasılığını azaltır.
    -Hareketsizlik kalça kırığı riskini arttırır.
    -Egzersiz ile osteoporozdan kaynaklanan kemik kırığı riski azalır.

    Hangi Tür Egzersiz En iyisidir?
    Kemiklerin dayanıklılığını arttırmada en yararlı egzersizler, Kemiklere aerilinı uygulayan ağırlık taşıma aktiviteleridir.
    Aşağıda, kemikler için yararlı bazı egzersizler yer almaktadır:
    Aerobik
    Raket sporları
    Jimnastik
    Yürüyüş
    Voleybol
    Koşma
    Dans
    Sıçrama

    Eklemleri ve kasları esneten hareketler de kemiklere hafifçe basınç uygular. Dolayısıyla, yoga ve yüzme gibi ağırlık etkisi olmayan egzersizlerin de yaran olabilir. Bu sporlar kişinin vücudunu daha iyi kontrol etmesinni sağlayarak düşme riskini azaltır.

Sayfa Başı



Sportif Rehabilitasyon

Hayatını bedensel aktivitesi ile kazanan, profesyonel sporcular, tiyatrocular, bale ve dans sanatçıları vs. birçok insan herhangi bir sakatlık durumunda, mesleğinden uzak kalırlar ve bu hasta grubu için normal hayata tam olarak ve en kısa zamanda dönüş çok büyük önem taşır.

Herhangi bir sakatlık sonrası, kullanılmayan uzuvların zayıflaması, koordinasyonun kaybedilmesi, dayanıklılığın gerilemesi vs. istenmeyen gerilemeler ortaya çıkar. Bu kayıplara mümkün olan en kısa zamanda müdahale edilmezse kayıp miktarı artacaktır ve geri kazanım süresi çok daha uzun sürecek, normal düzeye ulaşmak ve spora-işe geri dönüş daha uzun zaman alacaktır. Bu nedenle hasta spora ya da yapılan işe özgü özel terapi yöntemleri ile desteklenerek geri dönüşü hızlandırmak gereklidir.

Sakatlanan bir sporcunun-sanatçının beceriyi geri kazanabilmesi için;

? Ağrının giderilmesi, inflamasyonun-yangının geriletilmesi
? Doku iyileşmesinin hızlandırılması,
? Dokunun orijinale en yakın formda iyileşmesinin sağlanması
? Sakatlığa bağlı oluşan hareketi kısıtlayıcı faktörleri ortadan kaldırılması ve eklem hareket açıklığını normale dödürmek,
? Kaybedilen kondüsyonel özelliklerin geri kazanılması gereklidir.

Kondüsyonel özellikler:
Çabukluk-çeviklik: Becerinin normal hızında yapılabilmesi için
Sinir-kas koordinasyonu: Becerinin mükemmel yapılabilmesi ve sakatlık riskinin az olabilmesi için
Kas esnekliği: Hareketin maksimum verimle yapılabilmesi ve sakatlık riskinin az olması için
Kas kuvveti: İkili mücadele ve kuvvet gerektiren hareketlerin başarılabilmesi için
Dayanıklılık: Hareketleri uzun süre aynı mükemmellikte sürdürebilmek için

Tüm bunları uygun zamanlarda uygun şiddette ve doğru çalışmalarla geliştirmek rehabilitasyonun en önemli boyutudur. Tam anlamı ile sahaya-sahneye dönüş tüm bu özelliklerin tamamlanması ile mümkün olacaktır. Kuvvet eksikliği ve/veya dengesizliği, sinir-kas koordinasyonu ve esneklik eksikliği performansın eksik oluşmasına ve en kötüsü de yeniden sakatlanmaya yol açabilecektir.

.

Sayfa Başı



Ofis Egsersizleri

  • Bel ağrısı, sırt ağrısı günümüzün yoğun iş yaşamında hepimizin başına gelen sorunlardandır. Bunların önüne geçmek ise oldukça kolay. Masa başı iş yapan çalışanların mutlaka dikkat etmeleri gereken basit ve fazla zaman almayan egzersizler sizleri bu ağrılardan kurtarabilir. 

    Vücudumuz gün içinde normal dolaşımını sağlayabilmek için hareket etmelidir. Uzun süre masa başında oturmak zorunda kalan kaslarımız bir süre sonra normal tonusunu kaybeder ve kasların kemiklere tutunan kısımlarında zayıflama başlar. Uzun süre dinlenme halindeyken birden bacaklarımıza yüklenmek, bu bölgelerin normal yapısını olumsuz yönde etkileyebilir. Ayağa kalkıldığında kalça ve sırt bölgesinde ağırlık birden artar. Bu problemler disk kayması gibi ciddi kronik problemlere de yol açabilir. Yapabileceğimiz en iyi şey arasıra masamızdan kalkıp yürümektir. Çok fazla iş yükü varsa o zaman bir kaç gerinme tekniği size yardımcı olabilir. Kambur oturmak, bacak bacak üstüne atmak gibi yanlış alışkanlıkların baş ağrısına, sırt, boyun ağrısına neden olduğu düşünüldüğünde duruşumuzda yapacağımız birkaç değişikliğin bizleri bu ağrımızdan uzaklaştırabileceği açıktır. 

    Yapabileceğimiz egzersizler:  Sırtınızın dik durmasına dikkat edin. Ortalama her saat başı sırtınızı, bacaklarınızı ve kollarınızı gerdirme hareketleri yapın.Çenenizi ittirin ve başınızı ters yöne doğru iyice gerin. Enseniz üzerine başınızı yaslamaya çalışın. Bu egzersizi sağa sola doğru da 8 saniye kadar uygulayın ya da içinizden 10'a kadar sayın. Duvara yüzünüz dönük durup, ayaklarınızı yere tam basarak ellerinizle duvara baskı uygulayın.El bilekleriniz için bileklerinizi hareket yönünün tersine doğru diğer eliniz yardımıyla germe işlemi uygulayın.Bacaklarınız için yapabileceğiniz bir egzersiz de bacaklarınızı bir sıra ya da masa üzerine koyup ellerinizle bacaklarınıza doğru eğilmek ve ayaklarınızı tutmaya çalışmak. 

    Yine bunun yanında ağrılarınız için kombine ilaç tedavileri ya da fizik tedavi egzersiz programları uygulanması gerekebilir. Geçmeyen ağrılarınız için bir fizik tedavi uzmanına danışın.



     

    Sayfa Başı



Osteoartritte Yürüme Bozuklukları

Osteoartrit sinoviyal zarı olan eklemlerin kıkırdak yapısında aşınma ve eklem çevresindeki kemikte proliferasyon ile karakterize dejeneratif bir hastalıktır. Günümüzde en sık görülen artrit formu olarak kabul edilmektedir. Özellikle diz ve kalça eklemlerinin etkilenmesi osteoartrite bağlı engellilik açısından önemlidir. Buna bağlı olarak da birtakım yürüme bozuklukları gelişmektedir.Kalça Osteoartritinde Yürüme analizi:

Kalça osteoartriti olan hastalarda dinamik eklem hareket kısıtlılığı ve stance fazında kısalma görülmektedir. Osteoartritin tek taraflı olması durumunda sıklıkla stance fazında ve çift adım süresinde belirgin bir asimetri ortaya çıkmaktadır. Hurwitz ve arkadaşları kalça osteoartriti olan hastaların kinetik analizi sonucunda ekstansiyon, adduksiyon, internal ve eksternal rotasyon momentlerinde azalma saptamışlardır. aynı zamanda ekstansiyon momentindeki azalma ile ağrıdaki artış arasında ilişki olduğunu ortaya koymuşlardır.
Kalça artroplastisi sonrası biypmekanik değişmeler:

*Yürüme hızında azalma
*Stance fazı ve çift destek zamanında azalma
*Basma fazı sonunda kalça fleksiyonunda azalma
*Erken stance fazında görülen kalça ekstansör ve abduktör momentinde azalma.
*Anterior pelvik Rotasyon
*Diz fleksiyonu ve ayakbileği dorsifleksiyonunda artış.

Diz Osteoartritinde Yürüme Analizi:

Diz osteoartritinde ağrı veya kas güçsüzlüğüne bağlı olarak yürüme hızı, dakika adım sayısı, çift adım uzunluğu azalmakta, stance fazı süresi artmaktadır. Kinematik incelemede sıklıkla sagittal düzlemdeki hareketlerin etkilendiği görülmektedir. Swing fazında diz fleksiyonu ile birlikte dizin açısal hızıda azalmaktadır. Bu duruma neden olarak ağrı, periartiküler dokularda esnekliğin azalması ve buna bağlı gelişen dinamik eklem hareket kısıtlılığı öne sürülmektedir. Diz ekleminde medial-lateral yük dağılımını belirleyen ana faktörlerden biri, stance fazı süresince dizi adduksiyona zorlayan eksternal adduktör momenttir. Teorik olarak, bu momentte oluşan artışın medial tibiofemoral OA gelişimine ve ilerlemesine katkıda bulunduğu bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda medial tibiofemoral OA’de, adduksiyon momenti ile radyolojik hastalık şiddeti arasında önemli ilşki saptanmıştır. Ayrıca artmış olan adduksiyon momentini dinamik olarak dengelemek için kas kuvveti ve / veya yumuşak doku gerginliği devreye girmektedir. Yürüme analizinde bu durum basma fazı diz fleksör momentinde artış şeklinde görülebilmektedir. Yer reaksiyon kuvvetleri incelendiğinde tepe değerlerinin azaldığı ve asimetrik hale geldiği görülmüştür. 


Sayfa Başı



Su İçinde Terleme Tedavisi (İyontoforez)

Bölgesel olarak aşırı terlemenin sebebi sempatik sinirlerin aşırı çalışmasıdır. Bu sistem otonom sinir sisteminin bir parçası olup, uyanıklıkta aktif olan sistemdir. Bu yüzden bölgesel terlemesi olan hastaların gece terlemesi olmamaktadır. 

ELLER. AYAKLAR VE KOLTUK ALTLARINDA TERLEME NEDENLERİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ  

Eller, ayaklar ve koltuk altlarında normalden fazla terleme öncelikle sosyal hayatı oldukça olumsuz etkileyen bir durumdur. Çoğunlukla bölgesel terlemede altta yatan sağlık sorunu yoktur. Ancak buna karar verirken hastadan terlemenin başlangıç tarihi, çocuklukta mı daha sonra mı başladığı, ailenin diğer fertlerinde olup olmadığı, günün hangi saatlerinde olduğu, uykuda olup olmadığı, stresle ilgisi, mevsimsel değişimler, eşlik eden diğer şikayetleri öğrenilmelidir. Ayrıca altta yatan başka bir problem varlığı yapılacak kan testleri ile araştırılmalıdır. 

Bu konuda 2100 hasta tedavi eden İstanbul Alman Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Uzman Doktoru Elif Gürkan terleme tedavisinde %97 hastada başarılı olan ve en az yan etkiye sahip olan bölgesel terleme problemi ve iyontoforez tedavisi ile ilgili şu bilgileri verdi; 

Bölgesel Terlemenin (el, ayak ve koltuk altları) Belirtileri:  

•  Islaklığa bağlı üşüme, şişme hissi, soğuktan sıcağa girdiklerinde ve heyecanlandıklarında, kalabalıkta eller ve ayaklarda aşırı bir terleme 

•  Giysiler, ayakkabılarda aşırı ıslaklığa bağlı görüntü bozulması ve erken deformasyon 

2- Diğer bir rahatsız edici belirti de özellikle ayaklarda ıslak olan ciltte mantar enfeksiyonunun kolay yerleşmesi ve bunun ardından kaşıntı ve kötü koku olabilmesi 

Neden Bölgesel Olarak Aşırı Terleme Oluyor?  

Bölgesel olarak aşırı terlemenin sebebi sempatik sinirlerin aşırı çalışmasıdır. Bu sistem otonom sinir sisteminin bir parçası olup, uyanıklıkta aktif olan sistemdir. Bu yüzden bölgesel terlemesi olan hastaların gece terlemesi olmamaktadır. 

Genel Vücut Terlemesi Nedenleri:  

Tıbbi olarak genel vücut terlemesi ve bölgesel vücut terlemesinin ayrılması çok önemlidir. Çocukluk çağından daha sonra başlayan ve beraberinde başka bulguların olmadığı lokal terleme problemleri çoğunlukla yapısaldır ve genetik özellik taşıyabilir. Ancak özellikle sonradan başlayan terlemelerin tıbbi kontrolden geçmesi gerekir. 

Vücutta yaygın terleme, gece terlemesi, beraberinde ateş yüksekliği bulunması altta yatan bir enfeksiyon hastalığını veya tümöral bir durumu çağrıştırabilir. 

•  Şişmanlık, şeker hastalığı, tiroit hastalıkları, alkol kullanımı, alkolün bırakılma dönemi. 

•  Psikiyatrik hastalıklar, aşırı nikotin, kafein kullanımı 

•  Gebelik, menopoz, bazı kalp hastalıkları, sempatektomi ( yani sempatik sinirlerin ameliyatla çıkarılması) sonrası dönem, kan şekeri düşüklüğü, 

•  Bazı nörolojik hastalıklar örneğin Parkinson, omurilik ile ilgili hastalıklar 

Uyguladığımız Terleme Tedavisi : İyontoforez Yöntemi 

Eller ve Ayaklarda Terleme;  

Hastanın verdiği öykü ve sistemik başka bulgularının olmaması, beraberinde bir cilt hastalığının bulunmaması durumunda hastada çok etkili bir yöntem olan su içi iyontoforez yöntemiyle tedaviye başlanabilir. 

Uzun süredir bilinen bir yöntem olmakla beraber tedaviye uygun pratik makinelerin üretimi son yıllarda tedavinin yaygınlaşmasını sağlamıştır. 

%97 oranında etkili olan bu yöntem, su içinde el ve ayak bölgesine doğru akım verilmesini sağlayan bir makine ile uygulanır. Koltuk altlarına uygulamada aynı makinenin koltuk altı aparatı kullanılır. Tedavinin bir seansı 30 dakika sürer, ağrı hissi yoktur ve 3 hafta haftada 5 kez olmak üzere yapılan 15 seansdan sonra terleme azalmaya başlar. Daha sonra seansların sıklığı giderek azaltılır ve haftada bir kez gelene kadar tedaviye hastanede devam eder. Burada amaç haftada bir veya 10 günde bir geldiğinde ara günlerde terleme olmamasıdır. Bu aşamaya yaklaşık 15-20 seans tedavi ile erişilir.Devam tedavisinde ise hasta haftada bir evde alacağı cihazla veya hastaneye gelip giderek tedaviye sürekli devam etmelidir. Hastanın tedaviye kendisine haftada bir kez uygulaması terlemenin devamlı olrak kontrolünü sağlayacaktır. Tedavi %97 oranında başarılıdır. Yani bizim deneyimimize göre eller ve ayaklarda en yan etkisiz ve etkin çözümdür. 

Tedavi Nasıl Etki Ediyor : Tam bilinmemekle beraber elektrik akımının ter bezlerinin cilde açılım yerlerinde devam eden seanslarda hafif bir keratoz yani dıştan görülemeyen bir kalınlaşma yaptığı veya iyon akımının ter bezlerinin salgılayıcı hücrelerinin fonksiyonlarını geçici bloke edici etkisi olduğu düşünülmektedir. 

Koltuk Altlarında Terleme;  

Koltuk altlarında iyontoforez yöntemi %60 başarıya sahiptir. İlk uygulamaların ciltte problem yapma riski ve akım dozunu ayarlama açısından mutlaka doktor kontrolünde yapılması gerekmektedir. Hasta daha sonra evde uygulama için aldığı terleme cihazını eğer terleme varsa ellere ve ayaklara uygularken, ayrı ve kolay uygulanan başka bir aparat ile koltuk altlarına aynı cihazı uygulayabilir. Bu tedavide de seanslarla yapılır. Seanslar 20 dakika sürer ve doktorun önerisiyle kişiye özel bir tedavi programı hazırlanır. 

Koltuk altı terlemesinde diğer tedavi yöntemi de oldukça etkili ve özellikle sadece koltuk altı terlemesi olanlarda ilk tercih edilecek yöntem olan BOTOX YÖNTEMİ’dir. Bu yöntem enjeksiyon şeklinde uygulanır ve 9-12 aya kadar etkilidir. Kozmetik olarak hastaları son derece rahatlatmaktadır. 

Tedavinin Uygulanmaması Gereken Durumlar:  

•  Hamilelik 

•  Kalp pili olması 

•  Vücutta ortopedik metal bulunması. 



Sayfa Başı



El uyuşması -El uyuşmasının nedenleri

  • Çevremizde çok sık duyarız. “Ellerim uyuşuyor” sözünü.. Uyuşukluk kimi zaman uzun sürer, kimi zaman ise kısa.. Ama nedense el uyuşması fazla ciddiye alınmaz. Oysa uyuşmanın birçok önemli nedeni olabiliyor. İşte el uyuşmasının en önemli nedenleri: 1-BOYUN DÜZLEŞMESİ: (%70)
    Boyun düzleşince beyine giden dört damardan ikisi (vertebral arterler) gerilir ve beyine yeterince kan gidemez, kişide başağrısı, başdönmesi, bulantı, unutkanlık, tedavi edilmezse daha ileri safhalarda dengesizlik, konsantrasyon bozukluğu, ileri derecede alınganlık, isteksizlik oluşur.Boyun gerginliği çok ilerlememiş, henüz başlangıç safhasında ise kas gevşetici ilaçlar, sıcak uygulama, gürültüsüz ve az ışıklı yerlerde istirahat ile önlenebilir. Fakat boyun gerginliği ilerlemiş, ağrılar kollara da yayılıyorsa tedaviye fizik tedavinin veya tamamlayıcı tıp tedavisinin de eklenmesi gerekir. Eğer mevcut hastalığa eklenen ileri derecede bir boyun fıtığı da varsa cerrahi müdahale de gerekebilir.Boyun gerginliği tedavi edilmezse başağrıları sıklaşır ve ağrı kesici ilaçlara cevap vermez hale gelir, kişide mutsuzluk hali depresyona dönüşür. Sürekli boyun gerginliği boyun fıtıklarına zemin sağlar, kollarda uyuşukluk, güçsüzlük oluşur. Dengesizlik ve yürüme güçlükleri, ince beceri gereken hareketlerin yapılamaması gibi sorunlar ortaya çıkar.

    2-KARPAL TÜNEL SENDROMU: (%10)
    Koldan gelen bir sinir ve kas bağları el ayasının tabanında, bilek bölgesinde dar bir kanal ya da tünelden geçerek ele ulaşır. Bu dar kanala Karpal Tünel adı verilir, karpal tünelin içinden geçen sinir ise Median Sinir olarak adlandırılır. Karpal tünel sadece median sinir ve kas bağlarının sığabileceği kadar bir genişliğe sahiptir. Kanal içinde yer kaplayan herhangi bir oluşum ya da şişlik içindeki dokuların sıkışmasına neden olur. Median sinirdeki bu sıkışma sinirin uyardığı bölgelerde uyuşma ve keçeleşme şikayetleri ile kendini belli eder. Median sinirin karpal tünelde sıkışması ile ortaya çıkan bu tablo Karpal Tünel Sendromu olarak adlandırılır. Karpal tünel sendromu varlığında değişik tedavi alternatifleri mevcuttur. Bandaj bunlar arasında en sık kullanılan yöntemdir. Parmaklar, el ve bileğin doğal pozisyonlarında hareketinin engellenerek dinlendirilmesi karpal tüneldeki basıncı azaltmada oldukça etkili bir yöntemdir. Bandaj ile ağrının azalmadığı durumlarda bilek içine küçük dozda kortizon ya da lokal anestezik enjeksiyonu yapılabilir. Ağrıyı ve enflamasyonu gidermek amacıyla çeşitli steroid olmayan antienflamatuar ve ağrı kesiciler kullanılabilir. Hamile kadınlarda bu ilaçlar mutlaka hamileliği takip eden doktorun önerisi ile kullanılmalıdır. Israrcı olgularda küçük bir cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Bu işlem hastanede yatmayı gerektirmeyen, ayaktan yapılan bir müdahaledir. El ayasında bileğe yakın bir alandan yapılan küçük bir kesi ile sıkışmaya neden olan bağ dokusu rahatlatılır. İşlem sonrası hasta 4-6 hafta içinde tamamen normale döner. 

    3-ULNAR OLUK SENDROMU: (%5)
    El önkol kemikleri olan radius-ulna ile bilek eklemini ve birbirleriyle eklem yapan 2 sıra halinde 8 kemikten oluşan küçük karpal kemikler, 5 tarak kemiği, 14 parmak kemiğinden oluşur. Median, radial sinir ve ulnar sinir eldeki ana sinirlerdir. El hareketlerinin büyük kısmı önkolda bulunan ve tendonları ele uzanan adaleler aracılığı ile olur. Eğer 4. ve 5. parmaklarımızda uyuşukluk hissediyorsak ve dirseğimizden başlayan bir ağrı varsa ulnar sinir basısından şüphelenmek gerekir. Teşhis EMG ile konur. Eğer ileri safhadaysa cerrahi müdahale gerekir.

    4-BOYUN TUTULMASI, KAS SPAZMI:  (%5)
    Genellikle boyunu destekleyen kasların aşırı gerilmesi ile oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, aşırı spor, iş aktivitesi, yanlış masa başı çalışması kas spazmına neden olabilir. Ayrıca yanlış pozisyonda uyuya kalma, yüksek yastık ve kötü seyahat şartları da boyun tutulması yapabilmektedir. Çoğu zaman basit tedaviler ile spazm ve tutulma çözülmektedir. “Miyofasial ağrı, Fibromiyalji , Fibrosit ve Miyozit” diye de adlandırılan uzun süreli kas ağrısında, kas içersinde ağrıyı tetikleyen noktalar ve elle de hissedilebilen düğmecikler mevcuttur.

    5-BOYUN FITIĞI: (%5)
    Her iki boyun omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak disk dokusunun omurilik ve kola giden sinirlere doğru taşmasıdır. Basının büyüklüğü ve etkinliğine göre boyun ve kol ağrısı, kol kaslarında kuvvet kaybı, ellerde his kusuru, uyuşma ve beceriksizlik görülebilir. Eğer omur iliğe doğru bası olur ise yürüme zorluğu, bacaklarda kuvvetsizlik ve idrar şikayetleri de görülebilmektedir. Konservatif tedaviye rağmen şikayetler geçmiyor, ciddi omurilik ve sinir basısı var ise; o zaman tedavi cerrahidir. 6-HİPOTİROİDİ: (%1)
    Tiroit hormonlarının kanda çok az bulunması durumuna hipotiroidi veya hipotiroidism denir. Kadınlarda erkeklere nazaran çok daha sık görülür.Hipotiroidide şikayet ve belirtiler: Yorgunluk hissi, Uyuşukluk, Uyku hali, Konsantrasyon bozukluğu, Sersemlik hissi, Depresyon , Ciltte kuruluk,  Saç dökülmesi, Kuru ve kırık saç, Kabızlık, Kilo alma, Kilo vermede zorluk, göz kapaklarında şişme, Balmumu renginde yüz, Terlemede azalma,  Boğuk ses, Üşüme, İştah azalması, Eklem ağrısı, Ellerde uyuşma hissi, Hareketlerde azalma,  Konuşmada yavaşlama, Nabız sayısında düşme, Bacaklarda şişme, Reflekslerde azalma,  Tırnaklarda kolay kırılma, Kas krampları, Guatr, Tansiyon yüksekliği,  Kolesterol seviyesinde yükselme, Aybaşı halinin bozulması, Düşük yapma, Çocuk yapamama, Sekste azalma,  Çocuklarda boy kısalığı. Hipotiroidide en sık görülen bulgular yorgunluk, halsizlik aşırı uykuya meyil, saç dökülmesi ve üşüme hissidir. Bazen hasta hafıza kaybının farkına varmayabilir, arkadaşları tarafından bu yüzden uyarılabilir. Orta derecede kilo alma olur ve zayıflamakta güçlük çekilebilir. Aşırı şişmanlığa hiçbir zaman neden olmaz. 

    7-DİYABET: (%1)
    Sürekli yüksek değerlerde seyreden şeker hastalığı da ellerde uyuşmaya sebep olabilir. 

    8-DİĞER: (%3)
    Romatizmal hastalıklar, kas hastalıkları, multipl skleroz, beyin tümörleri, beyin damar tıkanmaları, kol damarlarındaki tıkanıklıklar v.s.

    Ellerde uyuşma varsa ilk yapılması gereken öncelikle bir beyin cerrahına başvurmaktır.



Sayfa Başı



Boyun Fıtığı

  • Omurganın diğer bölgelerine göre daha hareketli olan boynumuz, omur adı verilen yedi adet küçük kemik ile desteklenmektedir. Omurlar arasında onlara yapışık olarak “disk” denilen kıkırdak benzeri oluşumlar vardır. Bunlar şok etkileri emen yapılar olarak işlev görürler. Disklerin omurilik ve kola giden sinirlere doğru taşması durumunda boyun fıtığından bahsedilir. Boyun fıtığının belirtileri (semptom): 

    Boyun fıtığı bazen şikayete yol açmaz, bazen de sinir üzerindeki baskının büyüklüğüne göre boyun ve kol ağrısı, kol kaslarında kuvvet kaybı, ellerde his
    kusuru, uyuşma görülebilir. Boyun fıtığının tanısı: 

    Hastalığın kesin tanısı doktorun yapacağı ayrıntılı muayene ve gerekirse isteyeceği görüntüleme metodları ile konur. Hastalığın geçmişinin doktor tarafında iyi bilinmesi gerekir, böylece doktor hastalığın hangi aşamada olduğu tespit edilir, fakat bazen bu da yeterli olmayabilir. Bu nedenle direkt röntgen, BT, MR’ın çekilmesi gerekebilir. Ancak bu şekilde hastalığın hangi devrede olduğu anlaşılır ve ona uygun bir tedavi uygulanır. Boyun fıtığının tedavisi: 

    Boyun fıtığı teşhisi konduktan sonra siz ve doktorunuz tedavi planlarına karar verirsiniz. Birçok durumda sinir üzerindeki baskı ağrıya neden olur, ağrı da kas
    spazmına yol açar. Böylece bir döngü oluşur. Bu döngüyü kesmek ve spazmı gidermek için ağrının ilaç tedavisi, fizik tedavi ve egzersiz tedavisi ile
    ortadan kaldırılması gerekir. Ağrının ve sinir basısının göstergesi olan bazı
    bulguların (uyuşma, karıncalanma, hissizlik, güçsüzlük, elde kuvvet kaybı) devam etmesi ve uygulanan tedavilere yanıt vermemesi durumunda
    doktorunuzla birlikte cerrahi tedavinin de içinde olduğu daha girişimsel tedaviler için karar vermeniz gerekebilir. Boyun fıtığında dikkat edilmesi gereken noktalar: 

    · Asla ağır cisimleri kaldırmayın, çekmeyin ve itmeyin. Taşıyacağınız yükleri eşit olarak her iki elinize bölün.
    · Başınızla yük taşımayın. Baş seviyesinin yukarısına doğru yük kaldırmayın.
    · Boyununuzu sürekli öne eğik veya aynı pozisyonda sabit tutmayın.
    · Özellikle bilgisayar ve tezgah başında 30 dakikada bir pozisyon değiştirin.
    · Telefonu konuşurken boyun-omuz arasına sıkıştırmayın.
    · Otururken sırtı düz tutun ve muhakkak yaslanın.
    · Gerekirse boyun kıvrımınıza uyan boyun yastığı ile boynunuzu takviye edin.
    · Yatak dışında boyununuz düşercesine uyuya kalmayın.
    · Aşırı yüksek yastık kullanmayın. Boyun yastığı tercih edin.
    · Çalışma şartlarınızı ve koşullarınızı iyi düzenleyin.
    · Hayata bağlı kalın. Spor yapın. Motivasyonunuzu arttırın

Sayfa Başı



El Rehabilitasyonu

El; vurabilen, alıp verebilen, besleyen, yemin edebilen, körler için okuyan,
dilsizler için konuşan, dosta uzanan, ritim yaratabilen ve çekiç, maşa gibi kullanabildiğimiz bir cihazdır. [PAUL VOLERY 1938] Bu nedenle elimizin yaralanmaları veya fonksiyon bozuklukları bizi beklenilenden çok daha fazla kısıtlar.

Elin yaralanmalarında ve hastalıklarında iyi bir değerlendirme çok önemlidir. Duyu, eklem hareketleri, görüntü, kas gücü, ödem değerlendirilir. Fonksiyonel testler uygulanır.
El yaralanmalarında ameliyatı takiben uygulanacak fizik tedavi ve rehabilitasyon elin iyileşmesini direkt olarak etkiler. Duran veya kleinert yöntemlerine göre atelleme ve tedavi protokolleri merkezimizde uygulanmaktadır.

El yanıklarının rehabilitasyonunda en önemli nokta eldeki yaraların iyileşmesini beklerken elin en fonksiyonel pozisyonda korunmasını sağlamaktır. Uygun splint kullanımı ve rehabilitasyon kalıcı bir sakatlık bırakmadan elin iyileşmesini sağlar.
El ve bileğin kırıklarında rehabilitasyonu kısıtlayan en önemli sorunlar hareketle artan ağrıdan, ödemden hareket kısıtlılığı ve kaslarda kuvvet kaybıdır. Ağrıyı azaltmak için fizik tedavi ajanlarından faydalanılır.
Pozitif Fizik Tedavi Merkezi uzman ocupational terapistinin kontrolündehastalarının rehabilitasyonunu sürdürmektedir.

 

Sayfa Başı